Sayfa: [1] 2 3   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Cevabı bul, sorunu sor..!  (Okunma Sayısı 1544 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Gayretli Kardeş
****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 191

« : Ağustos 24, 2008, 23:35:02 »

Evet arkadaşlar..hiçde yabancısı olmadıgımız bir başlık..(:

(ee açmak bana nasib oldu..)

Mü’minin mü’mine en iyi duâsı nasıl olmalıdır?
"Tesekkur Listesi":
pürkusur
Logged
Kardeş
***
Offline Offline
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 88

Medar-ı necat yalnız ihlastır!

« Yanıtla #1 : Ağustos 25, 2008, 07:27:12 »

Evvela Allah razı olsun hocam,
Saniyen, bazı sualler soruyorsunuz. Aziz kardeşim, yazılan galip Sözler ve Mektuplar, ihtiyarsız, def'î ve âni bir surette kalbe geliyordu, güzel oluyordu. Eğer ihtiyar ile, Eski Said gibi kuvve-i ilmiye ile düşünüp cevap versem, sönük düşer, noksan olur. Bir miktardır ki, tulûat-ı kalbiye tevakkuf etmiş, hafıza kamçısı kırılmış. Fakat cevapsız kalmamak için gayet muhtasar birer cevap yazacağız.

Birinci Sualiniz: Mü'minin mü'mine en iyi duası nasıl olmalıdır?

Elcevap: Esbab-ı kabul dairesinde olmalı. Çünkü bazı şerâit dahilinde dua makbul olur. Şerâit-i kabulün içtimaı nispetinde makbuliyeti ziyadeleşir.

Ezcümle, dua edileceği vakit, istiğfar ile mânevî temizlenmeli; sonra, makbul bir dua olan salâvat-ı şerifeyi şefaatçi gibi zikretmeli ve âhirde yine salâvat getirmeli. Çünkü, iki makbul duanın ortasında bir dua makbul olur.

• Hem bizahri'l-gayb, yani gıyaben ona dua etmek,

• Hem hadiste ve Kur'ân'da gelen me'sur dualarla dua etmek; meselâ,




 


gibi câmi dualarla dua etmek



• Hem hulûs ve huşû ve huzur-u kalble dua etmek,

• Hem namazın sonunda, bilhassa sabah namazından sonra,

• Hem mevâki-i mübarekede, hususan mescidlerde,

• Hem Cumada, hususan saat-i icabede,

• Hem şuhur-u selâsede, hususan leyâli-i meşhurede,

• Hem Ramazan'da, hususan Leyle-i Kadirde dua etmek, kabule karin olması rahmet-i İlâhiyeden kaviyen me'muldür.

O makbul duanın ya aynen dünyada eseri görünür; veyahut dua olunanın âhiretine ve hayat-ı ebediyesi cihetinde makbul olur. Demek, aynı maksat yerine gelmezse, dua kabul olmadı denilmez, belki daha iyi bir surette kabul edilmiş denilir.



Sual: Acaba cumhurun zihninden uzak ve pek derin hakikatleri kolay ve kısa bir suretle avam-ı nasın fehimlerine yakınlaştırmak ayn-ı belagat değil midir? Belagat, mukteza-yı hali müraattan ibaret değil midir?
« Son Düzenleme: Ağustos 25, 2008, 08:27:25 Gönderen: pürkusur » Logged

Yazdıklarımızın okunmasında ve dikkate alınmasında büyük bir vebal vardır.
Aktif Yazar
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 559

« Yanıtla #2 : Ağustos 25, 2008, 13:15:46 »

sual:Acaba cumhurun zihninden uzak ve pek derin hakikatleri kolay ve kısa bir suretle avam-ı nasın fehimlerine yakınlaştırmak ayn-ı belagat değil midir?

 Belagat, mukteza-yı hali müraattan ibaret değil midir?


 Hey gözlerin kör olsun herif! =)
"Yaratılışa ve maddiyata dair meselelerde Kur’an müphem geçmiştir" dedikleri ikinci şüphelerine cevap, şöyle ki:

Şecere-i alemde, meylül-istikmal vardır. Yani, kainatın, bir ağaç gibi, bütün zerratı ve eczası kemale meyleder ve kemale doğru yürümektedirler. O umumi meylü’l-istikmalden ayrı olarak, insanda da meylü’t-terakki vardır. Bu meylü’t-terakki çekirdek gibidir; neşvüneması pek çok tecrübeler vasıtasıyla olur ve çok fikirlerin mahsulü olan neticelerin içtimaıyla teşekkül ve tevessü etmekle fünunu intaç eder. Bu fünun da, mürettebedir. Yani her ikinci fen, birincisinin neticesidir.

* O Rahman ki, hükümranlığı Arşı kaplamıştır. (Taha Suresi: 5.)
Birincisi olmasa, o olamaz. Birincisinin ona mukaddeme ve ulum-u mütearife hükmünde olması şarttır.
Buna binaen, bundan on asır evvel gelen insanlara fünun-u hazırayı ders vermek veya garip meselelerden bahsetmek, onların zihinlerini şaşırtmaktan ve o insanları safsatalara atmaktan gayrı bir fayda vermezdi. Mesela, Kur’an-ı Kerim, "Ey insanlar! Pemsin sükununa, arzın hareketine  ve bir katre su içinde binlerce hayvanatın bulunduğuna dikkat ediniz ki azamet-i İlahiyeyi anlayasınız" demiş olsaydı, bütün o zamanların insanlarını tekzibe sevk etmiş olurdu. Çünkü hiss-i zahiriye muhaliftir. Maahaza, on asırdan beri gelip geçen insanları şaşırtmak, yalnız fünun-u cedidenin zuhurundan sonra gelen insanları memnun etmek, makam-ı irşada muhalif olduğu gibi, ruh-u belagatle de kabil-i telif değildir.
 
Logged
Aktif Yazar
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 559

« Yanıtla #3 : Ağustos 26, 2008, 14:28:28 »

ağabey cevabı kontrol etseniz eksiklik varsa araştıralım
yoksa sorumuzu soralım.
Logged
Kardeş
***
Offline Offline
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 88

Medar-ı necat yalnız ihlastır!

« Yanıtla #4 : Ağustos 26, 2008, 15:43:47 »

ağabey cevabı kontrol etseniz eksiklik varsa araştıralım
yoksa sorumuzu soralım.
est., muhatab fevkalliyakat benim galiba
..manayı muhalifiyle bakınca cevap ortaya çıkıyor gibi yani madem ruh-u belagatle kabil-i telif deildir, o zaman kabil-i te'lif olan ne, cevap : cumhurun zihninden uzak ve pek derin hakikatleri kolay ve kısa bir suretle avam-ı nasın fehimlerine yakınlaştırmak.. (yoksa yanlışmı?)
ya sanki burdan rnk sadeleştirmesinin önemide tebellür ediyor, dilşad hocam?

ek bilgi: kırmızıların nazar-ı dikkati celbden öte özel bir manası yok,  buyrun siz sorun soruyu
Logged

Yazdıklarımızın okunmasında ve dikkate alınmasında büyük bir vebal vardır.
Aktif Yazar
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 559

« Yanıtla #5 : Ağustos 26, 2008, 16:50:23 »

sual:nefis neyle nasıl terbiye olunur?
Logged
Gayretli Kardeş
****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 191

« Yanıtla #6 : Ağustos 26, 2008, 20:26:45 »

Alıntı
ya sanki burdan rnk sadeleştirmesinin önemide tebellür ediyor, dilşad hocam?

Yinemi ? yenidenmi?
Logged
Kardeş
***
Offline Offline
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 88

Medar-ı necat yalnız ihlastır!

« Yanıtla #7 : Ağustos 26, 2008, 21:35:51 »

sual:nefis neyle nasıl terbiye olunur?

yok tamam, Deniz hocamız haklı herkes sabanını kendi bahçesinde dolaştırmakla terbiye olunur.Kendi nefsini ittiham edip, meslektaşına taraftar olmak

Nefsini ittiham etmek ve nefsine değil, dâimâ karşısındaki meslektaşına taraftar olmak. Fenn-i âdâb ve ilm-i münâzaranın ulemâsı mâbeynindeki hakperestlik ve insaf düsturu olan şu: "Eğer bir mes'elenin münâzarasında kendisinin haklı çıktığına taraftar..

Birinci Hatvede âyeti işaret ettiği gibi, tezkiye-i nefs etmemek. Zîrâ insan, cibilliyeti ve fıtratı hasebiyle, nefsini sever. Belki, evvelâ ve bizzat yalnız zâtını sever; başka herşeyi nefsine fedâ eder. Mâbuda lâyık bir tarzda nefsini metheder, mâbuda lâyık bir tenzih ile nefsini meâyibden tenzih ve tebrie eder. Elden geldiği kadar, kusurları kendine lâyık görmez ve kabul etmez; nefsine perestiş eder tarzında, şiddetle müdâfaa eder. Hattâ fıtratında tevdî edilen ve Mâbud-u Hakîkinin hamd ve tesbihi için ona verilen cihazât ve istidâdı kendi nefsine sarf ederek -1- sırrına mazhar olur; kendini görür, kendine güvenir, kendini beğenir. İşte şu mertebede, şu hatvede tezkiyesi, tathîri; onu tezkiye etmemek, tebrie etmemektir.

İkinci Hatvede dersini verdiği gibi; kendini unutmuş, kendinden haberi yok; mevti düşünse, başkasına verir; fenâ ve zevÂli görse, kendine almaz. Ve külfet ve hizmet makâmında nefsini unutmak, fakat ahz-ı ücret ve istifâde-i huzûzât makâmında nefsini düşünmek, şiddetle iltizam etmek, nefs-i emmârenin muktezâsıdır. Şu makamda tezkiyesi, tathîri, terbiyesi; şu hÂlin aksidir. Yani, nisyân-ı nefs içinde nisyan etmemek; yani, huzûzât ve ihtirasâtta unutmak ve mevtte ve hizmette düşünmek.


**ramazan risalesinden iktibas eden üyemiz belki hatırlar, birde nefsin en pratik terbiyesi siyamla olduğuna dair bir kıssa vardı sanki


sual: Üstad "kuvve-i zaika kapıcıdır" diyor, kastedilen mana nedir?
Logged

Yazdıklarımızın okunmasında ve dikkate alınmasında büyük bir vebal vardır.
Aktif Yazar
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 559

« Yanıtla #8 : Ağustos 26, 2008, 21:41:05 »

kuvve-i zaika kapıcıdır...bu sual hey gidi günler dedittirdi

şimdii baklava peynir olayı vardı...değilmi...hey gidi günler hey

ben suali cevaplamayacağım öyle bi hatırlayıştı benimkisi.affola.
Logged
Kardeş
***
Offline Offline
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 88

Medar-ı necat yalnız ihlastır!

« Yanıtla #9 : Ağustos 26, 2008, 21:43:15 »

sual:nefis neyle nasıl terbiye olunur?
visal abinin imzasını gördünüz mü:
“Bütün halk beni medh-ü senâ etse, beni inandıramazlar ki iyiyim, sahib-i kemâlim.”
bir de ona soralım?nefis neyle nasıl terbiye olunur?
Logged

Yazdıklarımızın okunmasında ve dikkate alınmasında büyük bir vebal vardır.
Sayfa: [1] 2 3   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
GoogleTagged

SidreForum Google Arama
Cevabı bul, sorunu sor..!
 
Gitmek istediğiniz yer: